Mar 10, 2012 - Genel    4 Comments

SEN KİMSİN?

Tolga çevikten çok umutluydum ama beklentilerimin çok altında kaldı…sürekli aynı lafları söyleyip durdular sen kimsin ve pavyon muhabbeti sıktı…zaten köksal engür  filme hiç uygun değildi…yakışmamıştı.

Filmin müzikleri dışında hiçbir yerini beğenmedim. Herkesin söylediği gibi fragmanda yayınlanan esprilerin dışında komedi denecek birşey pek bulamadım. 2 saatimize ve paramıza yazık oldu…

Mar 6, 2012 - Genel    6 Comments

Bu Sıra Yaptıklarım:D

ellerimle yaptığım miss gibi yoğurdum hele mısır ekmeğimle off doyum olmuyor

Daha 15 dk önce yaptığım irmik tatlım içinde portakal kabuğu hindistançevizi var üstünüde çevizle süsledim dolapta akşama hımmm yemesi harika oluçak:)

Böyle süslü tabaklara bayılıyorum elimden geldiğinçe yaptığım herşeyi süslüyorum bende.

Örgüye başladım ya bu sıra bebek yeleğini bitirdim sonunda ee 30 yaşından sonra öğrenirsen ança bukadar koçişimede süveteri başladım hadi hayırlısı artık nezaman biterr…

 

Mar 5, 2012 - Genel    4 Comments

Fetih 1453

Ulubatlı hasan filmi olmuş. Bazı sahneler güzel.Ama senaryo kırpıla kırpıla kuşa çevrilmiş. Fatih aciz ve zayıf karekterli işlenmiş. U.hasan daha baskın ve sağlam karekterli koyulmuş ortaya.Akşemsettin rolunu yapan amcam tam bir fiyasko..Fethin manevi lideridir akşemsettin hz. de çok az yer verilmiş oysa ki fetihin asıl mimarlarındandır akşemseddin.Sonra ulubatlı hasan ile diğer jön çok benziyorlar birbirlerine..

Savaş sahnelerinde hangisi hangisi karıştırıyor insan..Haftalarca kuşatma yapılmış acziyet ve yenilmişlik var.Fatih eze eze aldı istanbulu..Sonra gemiler karadan indiriliyor.Fetih oluyor..Nerde gemilerin savaş sahneleri ??? Gemilerin indirilmesi 30 saniye.ulubatlı hasan hiçbir türk kaynağında geçmemektedir sadece yabancı bir yazarın kaynağında geçer bundan dolayı doğruluğundan emin olamayız. Ulubatlı çok abartılmış.

2.kez izliyebileçeğim bir film bile olamamış kısacası .

Mar 1, 2012 - Genel    8 Comments

Çocukluğumu Özlüyorum

Çocukluğumu özledim. Hiçbir neden düşünmeden özgürce koşabildiğim günleri,bisiklete binip kardeşlerimi geçme telaşımı,düşmemi ,canım acısa bile yine de gülüp yarışa devam etmelerimi özledim. Babamla Eskişehir’in soğuğuna rağmen balık tutmaya gitmelerimizi, Her seferinde amcamın daha çok tutup bizimle dalga geçmesini, “Öğretmenim beni dışarda görür de kızar” düşüncesiyle onun evinin önünden büyük bir korkuyla geçmeyi, En yakınım dediğim dostumla ilk okulun o özel günlerinde şarkılar söyleye söyleye eğlenmelerimizi özledim. Tarzan dizisini bugün hangimizin evinde izleyeceğiz tartışmalarını, Anneler gününde hiç param olmadığı için gidip papatyalar topyalıp bardağın içinde anneme sunuşumu ve onun mutluluk gözyaşlarını özledim… Çocukluğumu özledim. Dut ağacına tırmanmaya çalışmalarımızı, Kim daha çok kayısı toplayacak deyip ağaçtan düşmelerimizi; ardından ağlamakla gülmek arasındaki çıkardığım o ilginç ses tonunu özledim. Dedemin ekmeğe sürüp verdiği yumuşak peyniri, Anaannemin yaptığı salçaları kuruması için evimizin terasına koyduğunda,uzaktan izleyip sonra gizli gizli salçaların içine taşatmalarımızı özledim. Dayımla evimizin koridorunda yaptığımız maçlardan arda kalan patlamışlastik topun kokusunu ve oyun oynarken sıkıldığımda su içme bahanesiyle dedemin yanına gidip uyuma numarası yaptığım günleri özledim…

Çocukluğumu özledim… Babannemin deyimiyle bazlamayla yoğurt yemeyi özledim.. Ve çok korkuyor olmama rağmen komşumuzun horozunun beni kovalamasını ve annnneeee diye çığlık atmalarımı özledim. Köpeğimiz coni’nin ben nereye gitsem peşimden gelip beni koruduğu hissine kapılmalarımı ve her sabah namazında bizi ışıklarımız yanana kadar uyandırmaya çalışmasını özledim. Sırtımdan henüz vurulmadığım o temiz günleri, Teyzemin diktiği,her bayram heyecanla beklediğim kırmızı elbiselerimi, Sobanın üzerinde yaptığımız kestaneleri özledim. Sıcacık odamızı özledim.Çok özledim. Şimdi her şey yapay sanki. Koşamıyorum artık. Bisikletime de binemiyorum.Özgürlüğümü çalan sokaklardan adalara gidip günü birlik kurtuluyorum… Artık canım yandığında gülemiyorum. Eminönü’nde balık tutmaktan da zevk alamıyorum. Kardeşime emanet ediyorum o anki hevesimle elime aldığım oltasını. Korkacağım bir öğretmenimde kalmadı artık. Severek izleyebileceğim bir dizide..

Ve artık papatyada toplayamıyorum anneme. Çocukluğumu özlüyorum. Tırmanacağım bir ağacım yok,kollarımızı kanatan kayısı ağacımız yok,ananemin yaptığı o güzel salçalar yok.. Ve büyüyen bedenlerimize artık futboluda sokamıyoruz dayımla. Ve hiç ayrılamadığım köpeğimin yaşayıp yaşamadığını bile bilmiyorum. Teyzemin özenle diktiği elbiselerdeki tadı şimdi en lüks mağazadan alınanlarla bile kıyaslayamıyorum. O mutluluğu yaşayamıyorum.. O sevinci taşıyamıyorum. Ve artık içimi ısıtan sobamız yok. Suni bir peteğe sığındırıyorum yüreğimi.Isıtamıyorum içimi.Isıtamıyorum kendimi.Isıtamıyorum eski günleri… Çocukluğumu özlüyorum. Ben eski beni özlüyorum. Sorumsuz günlerimi,kirlenmemiş düşlerimi,gülen gözlerimi özlüyorum… Çocukluğumu özlüyorum,ben daha fazla büyümek istemiyorum. Artık hayatın bana getireceklerinden korkuyorum.. Çocukluğumu özlüyorum Çocukluğumu çok özlüyorum…

Şub 28, 2012 - Genel    3 Comments

Birazda Biz Gülelim :)

LAZ VİRÜSÜ

SAYIN MESAJI ALAN KİŞİ, Şu anda pir Laz Virüsü almış puluniysunuz… … Biz, Trabzon-Türkiye’de henüz yeterli teknolojik imçanlara sahip olmatuğumuzdan, pu pir MANUEL virüstür!! Lütfen, çendi hard disçinizdeki püdün tosyalari çendinuz silerek yok edinuz ve bu maili biltuğunuz herçese cönderinuz!!Pize yardımci oltuğundan dolayi ı çok teşeççür ederuz. Hacker Temel Bu bir şaka e-mailidur.Bu Mail’e uyup da hard disçinizdeki tosyalari silmeyinuz !!

YILAN TEMEL

Yılan Temel, arkadaşı yılana sormuş:
-Haçan, biz zehirli yilan miyuk?
-Heee, n’oldu ki?
-Dilimi ısırdum da…

SAĞIR KİM?

Temel doktora gitmiş: – Doktor bey, Bizum Fadime sağır herhalde, sorularima cevap vermeyi… – Karınızın sağırlık derecesini ölçelim. Siz bir soru sorun, duymaz ise beş adım yaklaşıp soruyu tekrarlayın. Ne kadar mesafede duyuyor bilelim. Temel, deneme yapmak için eve gittiğinde Fadime’yi yemek yaparken bulmuş: – Karıcuğum bugün yemekte ne var? Ses yok… Beş adım yaklaşıp bir daha sormuş. Çıt yok… Bir beş adım daha yaklaşıp yine sormuş: – Kiz Fadime saa diyrum, yemekte ne var? – Bak Temel, dördüncü kez söyliyrum, yemekte hamsili pilav var…

TEMEL HIZ AYARINDA

Temel Amerika’ya gitmis. Orada araba kullanirken yandaki yazilari okumaya baslamis. ‘Speed Limit 80’ Temel hizini 80’e ayarlamis. ‘Speed Limit 60’ Temel hizini 60’e ayarlamis. ‘Speed Limit 40’ Temel hizini 40’a ayarlamis. ‘Speed Limit 20’ Temel hizini 20’ye getirmis. Bu arada da iyice sinirlenmis. Daha sonra bir tabela daha gormus. ‘WELCOME TO SPEED LİMİT’.