Oca 21, 2013 - Genel    No Comments

İKİZ GEBELİKLER

İkiz Gebeliği Olan Anne Adaylarının Günlük Yaşam ve İş Yaşamında Yapması Gereken Değişiklikler

 

İstirahat ve Uyku – İkiz gebelikte daha da önemlidir.

İkiz gebelik, gebelikte normal şartlarda yaşanan yorgunluk hissinin sıklıkla daha fazla yaşanmasına neden olur. Vücudun ihtiyaçlarına kulak verilmeli ve mümkün olan her durumda istirahat edilmelidir. Özellikle gebeliğin ilk başlarında uykuya eğilim daha da belirgin olabilir. Bu, bir anlamda sizin gebelik öncesi dönemden kalan “uyku borçlarınızın” bir yansımasıdır. Uyku düzeni mutlaka sağlanmalı ve mümkünse gün içi zamanlarda da uyku için bir miktar vakit ayrılmalıdır.

Egzersiz – İkiz gebelikte mutlaka sınırlandırılmalıdır.

Tekil gebeliklerde günlük egzersizler her anne adayına mutlaka önerilmektedir. Bu, ikiz gebelik için de, belli şartlar yerine geldikçe aynen geçerlidir. Egzersiz uygun koşullarda kilo almak, gece rahat uyumak, doğuma hazırlık yapmak, gebeliğe bağlı belirtileri daha hafif yaşamak ve hatta hiç yaşamamak ve anne adayının kendini ruhsal ve bedensel olarak iyi hissetmesi açısından son derece önemlidir.

İkiz gebelikte erken doğum yapma riskinin nispeten artmış olması, özellikle ikinci trimesterden (gebeliğin ikinci üç ayı) itibaren yorucu egzersizlere ara verilmesini gerektirir. “Yorucu egzersiz” terimini tanımlamak güç olmakla beraber, önerimiz ikiz gebelikte ikinci trimesterden itibaren yürüme ve yüzme dışında kalan egzersizlerin yapılmaması yönündedir. Yine gebeliğin hangi aşamasında olunursa olunsun egzersizler mutlaka gebeliği takip eden doktor tarafından onaylandıktan sonra uygulanmalıdır.

Beslenme – “Üç (veya daha fazla) kişilik beslenilmesi gerekir” fikri yanlıştır.

İkiz gebeliği olan anne adayları günlük besin ihtiyaçları konusunda öncelikle kendi bedenlerinden gelen sinyallere güvenmelidirler. Beyinde bulunan açlık merkezi bedenin ihtiyaçlarını size bildirecek ve daha fazla ancak yeterince gıda almanızı sağlayacaktır. Dikkat edilmesi gereken en önemli nokta protein ve kalsiyum içerikli gıdaların daha fazla tüketilmesidir. Tekil gebelikte olduğu gibi çoğul gebeliklerde de aşırı yağlı ve aşırı karbonhidratlı yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Sıvı, vitaminler ve demirle ilgili öneriler aşağıdadır.

Gebelikte beslenme>>
Gıdaların kalsiyum içerikleri>>

Sıvı Alımı – İkiz gebelikte mutlaka artırılmalıdır.

Sıvı ve özellikle de su yaşamın vazgeçilmez bir maddesidir. Gebelik döneminde böbreklerin daha hızlı çalışması, vücudun sıvı miktarının artması ve nihayet büyümekte olan bebeğin (bebeklerin) artmış olan ihtiyaçları nedeniyle sıvı alımı artmalıdır. Günlük alınması gereken minimum miktar 2-2.5 litre olmalı ve susama hissi olmasa dahi belli aralıklarla düzenli olarak sıvı gıda alımı sürdürülmelidir.

Sıvı dengesinin bozulmasının erken doğum riskini artıran durumlardan biri olabileceği her zaman hatırlanmalıdır.

Vitaminler ve Demir – İkiz gebelikte ihtiyaç önemli derecelerde artar.

Vitaminlerin doğal kaynakları olan sebze ve meyveler arasında en faydalı olanları bulunulan mevsimin sebze ve meyveleridir. Bunlar mevsimin özelliklerine göre ihtiyaç duyduğumuz maddeleri daha bol içerirler (kış meyve ve sebzelerinin C vitamininden zengin olması, yaz sebze ve meyvelerinin ise sıvı içeriğinin daha fazla olması gibi).

Vitaminleri doğal kaynaklarından almak her zaman ideal olmakla beraber yeterince iyi beslenmediğini düşünen anne adayları gebeliği takip eden doktorun önerisine göre gebelikte kullanılmaya uygun vitamin ilaçlarından faydalanabilirler.

Özellikle gebeliğe yetersiz demir depolarıyla başlayan anne adayları gebelik döneminde doktor tarafından önerilen demir içerikli ilaçları mutlaka düzenli olarak kullanmalıdırlar. İkiz gebelik gibi ihtiyacın daha da yüksek olduğu durumlarda bu ilaçlar kansızlık gelişmesinin engellenmesinde oldukça işe yararlar.

İş Yaşamı – İkiz gebeliği olan anne adayları daha erken bir dönemde izne ayrılmalıdır.

Doktorlar ikiz gebelikte daha çok yatak istirahatı verme eğilimindedir ve erken doğum riskinin engellenmesi açısından doktorun bu önerisi mutlaka dikkate alınmalıdır. Yine özellikle bedensel ve ruhsal olarak daha yoğun bir baskı altında olunan mesleklerde çalışanlar başta olmak üzere çoğul gebelik taşıyan tüm anne adaylarının doğum öncesi iznine daha erken bir dönemde ayrılması önemlidir.    DEVAMI

Cinsel Yaşam – Doktorun önerilerine uyulmalıdır.

Tekil gebelikte cinsel yaşamın gebeliğin sonuna kadar devam ettirilebileceğini savunan doktorlar olmakla beraber gebeliğin ilk iki ayı ve/veya son iki ayı kısıtlama yapılması gerektiğini düşünen doktorlar da vardır. Aynı farklı görüşler ikiz gebelikler için de var olmakla beraber bizim önerimiz erken doğum riskini artırmama açısından 28. haftadan itibaren cinsel yaşama ara verilmesi yönündedir. Diğer dönemlerde ise gebeliği takip eden doktorun önerilerine mutlaka uyulmalıdır.

TANIM

Çoğul gebelikler aynı adet döngüsü içinde birden fazla yumurta hücresinin ayrı ayrı döllenip gelişmeye başlamasıyla veya tek bir yumurta hücresinin döllenme sonrasında iki veya daha fazla eşit hücreye bölünmesi ve bölünen hücrelerden her birinin ayrı ayrı embriyolar halinde gelişmeye devam etmesiyle ortaya çıkan gebeliklerdir.

Yukarıdaki tanımlamaya göre oluşan ikiz gebeliklerde birinci durumda çift yumurta ikizi (“dizigotik”), ikinci durumda ise tek yumurta ikizi (“monozigotik”) söz konusudur.

Bebek sayısının ikiden daha fazla olduğu durumlarda bebekler ayrı ayrı yumurta hücrelerinden köken alabilecekleri gibi, tümü tek yumurta hücrtesinden köken almış olabilir.

GÖRÜLME SIKLIĞI

Tüm ikiz gebeliklerin üçte ikisi çift yumurta ikizi şeklinde, üçte biri ise tek yumurta ikizi şeklinde ortaya çıkarlar.

İkiz gebelik ve diğer çoğul gebeliklerin görülme sıklığı ülkeden ülkeye önemli değişiklikler gösterir. En düşük görülme sıklığı binde 6’yla Japonya’dan bildirilirken, Kuzey Amerika’da ve ülkemizin de içinde bulunduğu Avrupa ülkelerinde bu oran yaklaşık binde 11 olarak bildirilmektedir. İkiz gebeliklerin dünya üzerinde en sık görüldüğü ülke tüm gebeliklerin %4’ünün ikiz gebelik olduğu Nijerya’dır. Afrika ülkelerinin tümünde Nijerya kadar yüksek olmasa da ikiz gebelik oranlarının oldukça yüksek olduğu dikkat çekmektedir.

Çift yumurta ikizliği anne adayının doğum sayısı arttıkça veya yaşı ilerledikçe daha sık görülmektedir.

Gebe kalamama nedeniyle yapılan tedavilerde, yumurtlamayı sağlayıcı ilaçların kullanılması bu tedavilerde genellikle birden fazla yumurta hücresi oluşması nedeniyle çift yumurta ikizliği oranını artırır.

Tüp bebek ve mikroenjeksiyon yöntemiyle oluşturulan gebeliklerde rahim içine transfer edilen embriyo sayısı çoğunlukla birden fazla ve genellikle ikiden fazla olduğundan bu gebeliklerde de çift yumurta ikizliği oranı yüksektir.

Kendisi çift yumurta ikiz eşi olan bir anne adayının gebeliğinde de çift yumurta ikizliği görülme olasılığı yaklaşık iki kat daha fazladır.

“İri yapılı” anne adaylarında çift yumurta ikizi görülme olasılığı orta yapılı ve ufak yapılı anne adaylarına göre daha yüksektir.

Tüm yukarıdaki bilgilere karşın, tek yumurta ikizliği dünyanın hemen her bölgesinde sabittir ve yaklaşık 1/250 oranında görülmektedir.

Son bilimsel veriler yumurtlamayı sağlayıcı ilaçlarla oluşturulan gebeliklerde çift yumurta ikizliği yanında tek yumurta ikizliğinin de nispeten daha sık görüldüğünü göstermektedir.

TANI KONMASI

Çoğul gebeliklerde tanı ultrasonografide birden fazla sayıda gebelik kesesinin görülmesiyle gebeliğin çok erken haftalarında rahatlıkla konabilir. Esasen gebelikte yapılan ultrasonografinin en temel amaçlarından biri de gebelikte bebek sayısının belirlenmesidir. Çoğu doktor anne adayına yaptığı ilk ultrasonografide ilk önce bebek sayısına bakar.

Ultrasonografinin yeni yeni kullanılmaya başlandığı zamanlarda rahim içindeki bebek sayısının belirlenmesinde hatalar ortaya çıkabilmekteydi. İkiz gebeliklerin yanlışlıkla tekil olarak değerlendirilmesi, hatta tekil gebeliklerin ikiz olarak değerlendirilmesi söz konusu olabilmekteydi. Günümüzde bu hatalar oldukça azalmış durumda olmakla beraber bebek sayısının ikiden fazla olduğu durumlarda bebeklerden birinin “gözden kaçması” çok ender de olsa mümkün olabilmektedir. Bu sorunu gidermek için doktorların uyguladığı en yaygın yol ikiz gebelik gördüklerinde üçüz gebelikten şüphelenerek ultrasonografiyi daha ayrıntılı yapmaktır

İKİZ KARDEŞLERİN GENETİK YAPILARI

Çift Yumurta İkizleri

Çift yumurta ikizleri, ayrı yumurta hücrelerinin ayrı sperm hücreleriyle birleşmesi sonucunda oluşurlar. Dölleyen sperm hücresinin cinsiyet kromozomu özelliğine göre bu kardeşler aynı cinsiyette olabilecekleri gibi, farklı cinsiyetten de olabilirler.

Yine ayrı ayrı hücrelerin birleşerek genetik materyallerin harmanlanması sonucu çift yumurta ikizi kardeşlerin genetik özellikleri de birbirinden farklı olabilir. Kan grupları, göz rengi, saç rengi ve kalıtımla geçen diğer tüm özellikler bu kardeşlerde birbirinden farklı olabilir.

Özet olarak çift yumurta ikizi kardeşler birbirlerine aynı anne babadan farklı zamanlarda olmuş iki kardeş kadar benzerler.

Hatta tıp literatüründe anne adayının biri beyaz biri zenci olan iki erkekle beraber olması ve aynı adet döngüsünde bu erkeklerin ikisinden de gebe kalması sonucu oluşan, bir kardeşin beyaz ırktan, bir kardeşin de siyah ırktan doğduğu çift yumurta ikizleri de bildirilmiştir.

Tek Yumurta İkizleri

Tek yumurta ikizleri ise bir yumurta hücresi ve bir spermin birleşmesi sonrasında oluşan hücrenin bölünerek ayrı ayrı embriyolara dönüşmesi neticesinde oluştuklarından bu kardeşlerin genetik yapıları aynıdır. Kan grubu, cinsiyet, göz rengi gibi çevresel etkenlerden etkilenmeyen kalıtsal özellikleri aynı olan bu kardeşler, rahim içi dönemde gelişimleri farklı olabileceğinden doğumda birbirlerine çok benzemeyebilirler. Hatta yaşları ilerledikçe beslenme ve diğer çevresel etkenlerin özellikleriyle benzerlikleri daha da belirgin bir şekilde ortadan kalkabilir.

TEK YUMURTA İKİZ GEBELİĞİNİN FARKLI ŞEKİLLERİ

Tek yumurta ikiz gebeliğinde döllenen yumurta hücresi çoğunlukla döllenmeden sonraki ilk üç günde yeniden bölünerek iki ayrı embriyoya dönüşür ve bu embriyolar gelişimlerini sürdürmeye devam ederler. Bu durumda her embriyonun koryon tabakası (plasentası) ve amniyos kesesi ayrıdır. Bu şekilde oluşan ikiz gebeliğe dikoryonik (çift koryonlu), diamniyotik (çift amniyos keseli) ikiz gebelik adı verilir. Ender durumlarda plasentalar birbirleriyle yakın temas halinde olarak birleşmiş izlenimi verebilirler.

Döllenme sonrası ayrılma dördüncü günle sekizinci gün arasında olduğunda, ayrılma koryon tabakasının gelişmesi sonrasında olduğundan koryon tabakaları (plasentaları) ortak, ancak amniyos keseleri ayrı olan iki bebek gelişmeye başlar. Bu şekilde oluşan ikiz gebeliğe monokoryonik (tek koryonlu), diamniyotik (çift amniyos keseli) ikiz gebelik adı verilir.

Döllenme sonrası ayrılma ender durumlarda sekizinci gün sonrasında da oluşabilir. Bu durumda amniyon tabakası da oluştuktan sonra ayrılma gerçekleştiğinden hem koryon tabakası hem de amniyos kesesi ortak olan iki ayrı bebek oluşur. Bu şekilde oluşan ikiz gebeliğe de monokoryonik (tek koryonlu), monoamniyotik (tek amniyos keseli) ikiz gebelik adı verilir. Bu iki bebek aynı amniyos kesesi içinde birbirleriyle direkt temas halinde gelişimlerini sürdürürler.

Çok ender durumlarda bölünme embriyonik disk adı verilen yapı oluştuktan sonra ortaya çıkar. Bu durumlarda oluşmuş embriyo ikiye bölünmeye çalıştığından, tam olarak bölünememiş ve vücutlarının bir kısmı birbirine yapışık iki ayrı bebek gelişimini sürdürmeye devam eder. Bu durumda yapışık ikizlik (Siyam ikizleri) söz konusu olur. Bu bebeklere Siyam ikizleri adı verilmesinin nedeni bu olgunun ilk tarifinin Siam’da (şimdiki adı Tayland) doğan yapışık iki erkek bebekte yapılmış olmasıdır.

Tek yumurta ikizlerinde görülen bu çeşitliliğe karşın çift yumurta ikizlerinde plasenta ender durumlarda birleşmiş olmasına karşın her zaman dikoryonik diamniyotik gebelik söz konusudur.

Dikoryonik diamniyotik gebelikten sapmalar olduğunda gebelikte özellikle bebekleri ilgilendiren normaldışı durumların ortaya çıkma olasılığı artar:

Koryon tabakasının ortak olması, bebeklerin damar dolaşımlarının birbirleriyle bağlantılı olması sonucu çeşitli sorunlara, amniyos kesesinin ortak olması ise bebeklerin birbirlerine direkt temas etmesi sonucu kordonlara mekanik bası oluşması sonucu çeşitli sorunlara yol açabilir.

Yukarıdaki nedenlerden dolayı ikiz gebelik saptandığında koryon ve amniyon tabakalarının durumunun gebeliğin erken dönemlerinde çeşitli yöntemlerle belirlenmesi gebeliğin seyri hakkında fikir yürütülebilmesi ve takip planı oluşturulabilmesi açısından son derece önemlidir.

ÇOĞUL GEBELİKLERDE TIBBİ YAKLAŞIM ÖZELLİKLERİ

Günümüzde çoğul gebeliklerin önemli bir kısmında etken, ileri gebelik oluşturma tekniklerinde (tüp bebek) rahim içine verilen embriyo sayısının yüksek olmasıdır.

Yine yumurtlamayı sağlayıcı ilaçların da çoğul gebelik oluşumuna katkısı ciddiye alınacak kadar fazladır.

Yumurtlamayı sağlayıcı tedavilerin en basiti olarak kabul edilen ağızdan tedavide bile ikiz gebelik oluşma olasılığı yaklaşık %5’tir.

İleri gebelik oluşturma tekniklerini uygulayan doktor büyük bir ikilemle karşı karşıyadır: Laboratuvar şartlarında oluşturulan ve rahim içine nakledilen embriyo sayısı arttıkça gebelik oluşma şansı yükselmekte, ancak oluşan gebeliğin ikiz veya daha fazla sayıda olma olasılığı da artmaktadır. Doktor çoğul gebelik oluşma şansını azaltmak için nakledilen embriyo sayısını azalttığında ise gebelik oluşma şansı azalacaktır.

Oluşan gebelikte bebek sayısı üç veya daha fazla olduğunda bu gebeliğin sağlıklı bebeklerin doğumuyla sonuçlanma olasılığı azalacağından “fetosid” gündeme gelir.

Fetosid en basit anlatımla üç veya daha fazla bebeğin olduğu çoğul gebeliklerde, bu bebeklerin rahim içinde sağlıklı bir şekilde gelişme olasılıklarının düşük olduğu gerçeğinden hareket ederek, bebeklerden bir veya daha fazlasının hayatının gebeliğin erken haftalarında, diğer bebeklerin sağlıklı doğabilmesi için feda edilmesidir.

Bebeklerden birinde yaşamla bağdaşmayan bir doğumsal kusur saptandığında hem anne ve baba adayı hem de doktor için bu bebeğin feda edilmesine karar vermek zor olmaz. Ancak diğer durumlarda işlemi yapacak doktor bebekler arasında sağlıklı olma olasılığı en yüksek olanları doğru bir şekilde belirlemek ve anne ve baba adayının onayını aldıktan sonra fetosid işlemini diğer bebeğe (ya da bebeklere) uygulamak durumundadır.

Gebelik muayenelerinin özellikleri

Çoğul gebelikte tekil gebeliğe göre çok daha sık aralıklarla gebelik muayeneleri yapılır ve muayenelerin nitelikleri de biraz değişik olabilir.

Gebeliğin ikinci yarısından itibaren doktorların çoğu haftalık veya onar günlük aralıklarla takip önerirler.

Belli bir gebelik haftasından sonra anne adayının hastanede yatarak takip edilmesini öneren doktorlar olabilir. Şu anki bilimsel veriler bir sorun oluşmadıkça bilinçli bir anne adayının erken dönemde hastaneye yatırılmasının bebekler açısından daha faydalı olduğunu göstermiş değildir.

Gebeliğin sık aralıklarla takip edilmesinin en büyük kazancı çoğul gebeliklerde ortaya çıkması muhtemel erken doğum tehdidinin erken tanınmasıdır. Çoğul gebeliği olan anne adaylarının özellikle erken doğum belirti ve bulgularını çok iyi öğrenmeleri ve en ufak bir belirti gördüklerinde doktora başvurmaları çok önemlidir. Erken doğum tehdidi>>

Gebeliğin sık aralıklarla takip edilmesinin diğer bir büyük kazancı da çoğul gebeliklerde ortaya çıkması muhtemel ve oluştuğunda ağır seyredebilen preeklampsinin erken tanınmasıdır.

Çoğul gebelik taşıyan anne adaylarına gebeliğin en erken haftalarından itibaren folik asit tedavisi ve ikinci trimesterden itibaren demir ve folik asiti beraberce içeren ilaçlar verilir.

Çoğul gebeliğin erken bir gebelik döneminde saptanması hem gebelik takibi şemasının belirlenmesi ve uygulanmaya başlanması, hem de ultrasonografide gebeliğin “koryonisite” özelliğinin belirlenmesi açısından önemlidir.

Monokoryonik bir gebelik diğer bir bölümde anlatılan nedenlerle dikoryonik gebeliğe göre daha riskli seyredebilen bir gebelik olduğundan tanı konması son derece önemlidir.

Monokoryonik-dikoryonik tanısı bebekleri birbirinden ayıran zarın “ince” veya “kalın” olmasına göre konabilir. Ancak dikoryonik gebelik tanısını koymak için ayırıcı zarın kalınlığının en az ne kadar olması gerektiği net olarak belirlenmiş değildir.

Dikoryonik gebeliğin tanısı en iyi 11.-14. gebelik haftaları arasında plasentalar arasında yeralan ve lambda belirtisi adı verilen üçgen şeklindeki alanın gözlenmesiyle konur. Bu bulgu gebelik haftası ilerledikçe daha zor görülür hale gelir ve ve 20. gebelik haftasından sonra kaybolabilir.

Çoğul gebeliklerde doğumsal kusur taraması için yapılan ayrıntılı ultrasonografi çok daha uzun sürer ve çok daha dikkatli bir tarama gerektirir.

Çoğul gebeliklerde üçlü test, yorumlama hataları oluşabilmesi nedeniyle genellikle yapılmaz.

Anne Adayını İlgilendiren Riskler

Erken gebelik döneminde görülen gebelik belirtilerinin şiddetinde artış

Erken gebelik döneminde normal gebeliklerin seyrinde görülebilen bulantılar çoğul gebeliklerde genellikle daha sık ve daha şiddetli ortaya çıkarlar ve daha büyük olasılıkla kusmaya neden olurlar. Bunun en muhtemel nedeni çoğul gebeliklerde beta-HCG hormonu kan seviyesinin bebek sayısıyla doğru orantılı olarak artmasıdır.

Gebeliğin erken dönemlerinde şiddetli bulantı-kusma şikayeti olan durumlarda her zaman çoğul gebelikten şüphelenilir.

Gebelik bulantı ve kusmaları>>

Düşük yapma riskinde artış

Çoğul gebeliklerde erken gebelik döneminde düşüklere daha sık rastlanır.

Düşükler>>

Kaybolan ikiz sendromu

Dünya genelinde oluşan ikiz gebelik sayısı, miyadında doğan ikiz bebek sayısına göre çok daha fazladır. Bunun nedeni özellikle gebeliğin birinci trimesterinde (ilk üç ayında) bebeklerden bir veya daha fazlasının gelişiminin durması ve ölmesi nedeniyle gebeliğin tekil gebelik şeklinde seyrteme olasılığının nispeten yüksek olmasıdır.

Ultrasonografide ikiz gebelik tanısı konduktan sonra, yapılan başka bir ultrasonografide ikiz eşinin görülememesi durumuna “kaybolan ikiz sendromu” adı verilmiştir. İkiz gebeliğin önceden tanısı konmuş olsun veya olmasın, ilk trimesterdeki vajinal kanamaların az bir kısmı bu sendromun bir belirtisi olarak ortaya çıkar.

Yapılan çalışmalar, hayatta kalan ve doğan ikiz eşinin genellikle sağlıklı olduğunu göstermektedir.

Gebelikte sık görülen belirtilerin şiddetinde ve sıklığında artış

Gebelikte rahimin büyümesiyle oluşan mekanik baskı ve bu baskıya bağlı oluşan belirtiler çoğul gebelikte daha sık görülürler ve daha şiddetli olma eğilimindedirler.

Böylece belağrısı, nefes darlığı, özellikle gebeliğin sonlarına doğru ortaya çıkan yürüme zorluğu, basur ve varis gibi sorunlar çoğul gebeliklerde daha şiddetli seyredebilirler.

Gebelikte sık rastlanan yakınmalar>>

Kansızlık ortaya çıkma riskinde artış

Gebelik hormonlarının erken gebelik döneminde kan hacmini artırıcı etkisi çoğul gebeliklerde çok daha fazla olur. Kan hücrelerindeki artış ise bu hızlı artışı takip edemediğinden gebeliğin erken dönemlerinden itibaren “kanın sulanmasına bağlı olarak” kansızlık ortaya çıkabilir.

Çoğul gebeliklerde kan hücresi yapımı da belli bir süre sonunda tekil gebeliklere göre daha hızlı olacağından alyuvar yapımında kullanılan demir ve folik asit ihtiyacı belirgin bir şekilde artar. Bu artış dışarıdan verilen ilaçlarla yerine konmadığında alyuvarların yapımının aksaması sonucu kansızlık ve buna bağlı belirtiler daha da şiddetlenebilir.

Erken doğum tehdidi erken doğum riskinde artış

Çoğul gebeliklerde ortalama gebelik süresi bebek sayısıyla orantılı olarak azalır.

İkiz gebeliklerde gebeliğin ortalama devam etme süresi 37 hafta iken, üçüz gebeliklerde bu süre ortalama 35 haftaya düşer.

Erken doğum tehdidi>>

Çoğul gebeliklerde bebeğin erken doğmasına neden olan önemli bir olay, bu gebeliklerde mekanik etkilere bağlı olarak suların erken gelmesi riskinin daha fazla olmasıdır.

Hipertansiyon ve preeklampsi ortaya çıkma riskinde artış

Çoğul gebeliklerde preeklampsi ortaya çıkma riski tekil gebeliklere göre daha yüksektir ve bu risk bebek sayısıyla doğru orantılı olarak daha da artar.

Özellikle tek yumurta ikizi taşıyan anne adaylarında bu riskin, çift yumurta ikizi olan annelere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir.

Amniyos sıvısının artmasına bağlı oluşan risklerde artış

Çoğul gebeliklerin yaklaşık %10’unda amniyos sıvısı normalden fazla olabilmektedir.

Özellikle tek keseli (monoamniyotik) ikiz gebeliklerde aniden ortaya çıkabilen sıvı artışı anne adayında sıvı artışına bağlı şiddetli belirtilere neden olabilmektedir.

Bunun yanında ikiz eşlerinden birinin kanının diğerine geçmesi (“transfüzyon”) de amniyos sıvısında artışa neden olabilmektedir. Bu durum TTTS başlığı altında geniş olarak anlatılmıştır.

Hastaneye yatış olasılığında artış

Tekil gebeliklerde doğum eylemi başlaması harici bir nedenle tedavi için gebelik döneminde hastaneye yatma olasılığı nispeten düşüktür. Ancak çoğul gebeliklerde erken doğum tehdidi veya diğer normaldışı nedenlere bağlı olarak hastaneye yatma zorunluluğu daha sık ortaya çıkabilmektedir.

Sezaryan ile doğum riskinde artış

Çoğul gebeliklerde sitenin muhtelif bölümlerinde anlatılmış olan nedenlerle sezaryan ile doğum riskinde belirgin artış söz konusudur.

Doğum sonrası kanama riskinde artış:

Rahimin tekil gebeliklere göre normalden daha fazla gerilmiş olması ve toplam plasenta yüzeyinin nispeten geniş olması, çoğul gebeliklerde doğum sonrası hem “normal kanama” miktarında artışa hem de plasenta çıktıktan sonra rahimin etkin kasılamaması nedeniyle aşırı kanama riskinde artışa neden olmaktadır.

Doğum sonrası diğer sorunların ortaya çıkma riskinde artış

Lohusalık depresyonunun çoğul gebelik doğumlarından sonra nispeten daha sık ortaya çıktığı gözlenmektedir

Bebekleri İlgilendiren Riskler

İkiz eşlerinden birinin kaybedilmesi

Ultrasonografinin tüm gebeliklerde rutin olarak kullanılmaya başlamasından sonra gebeliğin ilk yarısında ikiz eşlerinden birinin ölmesinin tahmin edilenden daha sık olduğu ortaya çıkmıştır (“kaybolan ikiz sendromu”).

Genel olarak söylemek gerekirse bebeklerden birinin rahim içinde ölmesinin diğer bebeği olumsuz etkileme olasılığı özellikle gebeliğin erken haftalarında nispeten düşüktür.

İkiz eşlerinden birinin ölümünün diğer bebeği olumsuz etkileme olasılığı özellikle gebelik haftası ilerledikçe artar. Bu risk özellikle bebeklerin birbirleriyle damarsal bağlantılarının güçlü olduğu monokoryonik gebeliklerde dikoryonik olanlara göre daha fazladır.

Erken doğuma bağlı sorunlar

Çoğul gebeliklerde bebeğin sorun yaşama olasılığının artmış olmasının en önemli nedenlerinden biri bu gebeliklerde genel olarak erken doğum riskinin artmış olmasıdır. Bu nedenle erken doğumu önleme konusunda doktorun önerilerine uymak son derece önemlidir.

Rahim içi gelişme geriliği ortaya çıkma riskinde artış

Çoğul gebeliklerde rahim içi gelişme geriliği tekil gebeliğe göre çok daha fazla görülmekte ve bu durum bebeklerden birinde veya her ikisinde birden ortaya çıkabilmektedir.

Doğumsal kusur ortaya çıkma riskinde artış

Çoğul gebeliklerde bebeklerde doğumsal kusur ortaya çıkma riski tekil gebeliklere göre hafifçe daha fazladır.

Kordon sarkması olasılığında artış

Çoğul gebeliklerde suların erken gelme olasılığının artmış olması, bebeklerden birinin veya ikisinin makat durması doğum eyleminden önce veya doğum eyleminde kordonun vajinaya sarkma ve sıkışma olasılığını artırır.

ÇOĞUL GEBELİKLERDE DOĞUM

Çoğul gebeliği olan anne adaylarının erken doğum olasılığına karşı her zaman hazırlıklı olmaları, doğum yapacakları hastaneyi seçerken prematüre bakım hizmeti olan bir hastaneyi seçmeleri son derece önemlidir.

Doğum eylemi başladığında bebeklerden birinde muhtemel bir sıkıntı (fetal distres) gelişimine karşı, bebeklerin her birinin kalp atışlarının ayrı ayrı, tüm doğum eylemi boyunca sıkı bir takipte tutulmaları önemlidir. Teknik nedenlerle bebeklerden birinin kalp atışlarının dinlenemediği durumlarda direkt sezaryan ile doğum uygun bir seçenek olabilir.

Doğum şekli konusunda karar verilmesi

İkiz gebeliklerde direkt olarak sezaryan ile doğum öneren doktorlar olabileceği gibi, bazı koşullar yerine geldiğinde doğumun normal vajinal yoldan sağlıklı ve güvenli bir şekilde gerçekleşebileceğine inanan doktorlar da vardır.

Bu iki yaklaşımdan hangisinin doğru olduğu konusunda yapılan bilimsel çalışmalar sürekli olarak birbiriyle çelişmektedir. Ancak üç veya daha fazla sayıda bebeğin olduğu çoğul gebelikler için çoğunlukla sezaryan ile doğum tercih edilir ve bu uygun bir yaklaşımdır.

İkiz gebelikte normal vajinal doğum imkanı olup olmadığını belirleyen en temel etken, pelvis yapısında bir darlık olmaması şartıyla, bebeklerin rahim içindeki duruş şekilleridir.

İkiz bebekler aşağıdaki şekillerde duruyor olabilirler ve bu duruş özellikleri ultrasonografiyle belirlenebilir:

* hem ilk bebek (önde gelen) hem de ikincisi baş gelişi,
* ilk bebek baş, ikinci bebek makat veya yatay,
* iki bebek birden makat veya yatay

İkizlerde en sık görülen duruş şekli her iki bebeğin de başla gelmesidir ve bu durumlarda vajinal doğum mümkündür.

İlk bebeğin baş, diğerinin makat ya da yatay durduğu durumlarda direkt sezaryan ile doğum gündeme gelebileceği gibi, ilk bebek doğduktan sonra doktorun vajinadan rahim içine ulaşarak bebeği ayaklarından tutup çekerek doğurtması veya ilk bebek doğduktan sonra karın üzerinden yapılan müdahaleyle içerideki bebeğin baş gelişine döndürülerek doğurtulması söz konusu olabilir.

Bu olasılıklar dışında, özellikle de ilk doğumun acil olarak gerçekleştiği, yeterli koşulların olmadığı ve daha da önemlisi içerideki bebeğin düşük kilolu olması nedeniyle makat ile doğumun zararlı olabileceği durumlarda ilk bebeğin vajinal doğumunu takiben ikinci bebek sezaryan ile doğmak durumunda kalabilir.

İlk bebeğin makatla geldiği durumlarda yukarıdaki bebeğin başının ya da ender durumlarda poposunun doğmakta olan bebeğin başının doğum kanalına girerken burayı tıkaması neticesinde oluşması muhtemel “baş takılmasını” önlemek için direkt sezaryanla doğum uygundur.

Got anything to say? Go ahead and leave a comment!